Onun yüzüne haykıramadıklarımı yazdım, rahatladım okumasa da olur hatta okumasın. Zaten artık ben de onu okumayacağım çünkü onu tamamen hayatımdan sildim. Hala onu haftada 8 saat görmek zorunda olma fikri beni delirtiyor ama az kaldı 3 hafta sonra bu işkence bitecek. Kalbim ancak bu kadar kırılabilirdi gerçekten eyvallah.

 

Ben sevdim, çok sevdim. Bu yüzden de en ufak hareketin beni kırdı, kızdırdı. Ama yine de sevmeye devam ettim. Her şeyimi paylaşmak istedim, maddi, manevi her şeyimi seninle paylaşmak istedim, en çok da düşüncelerimi.. Hep yanında olmak istedim hatta kol saatin olup hep kolunda kalmak istedim. Çoğu zaman utandım, gözlerimi kaçırdım, gördüm görmezden geldim, günaydın diyemedim sadece gülümsedim çünkü çok sevdim. Beni kızdırmalarına karşılık ben de seni kızdırmak istedim, hırçınlaştım, sözlerine çok kırıldım ama hep affettim çünkü çok sevdim.

Kimseye okutmadığım defterimi sana okuttum, kimseye anlatmadıklarımı sana anlattım. Kimseye güvenmediğim kadar sana güvendim. Hayallerimden en çok sana bahsettim. Belki başlarda aşıktım ama sonra o çok istediğim abimin yerine koydum seni, görmediğim baba şefkatini belki sende aradım. Çünkü ben seni çok sevdim.

Senin için her şeyi yapardım, sen söz konusuysan hiç bir şeye üşenmezdim ben..

Ama sen üşendin, tek istediğim herkese yaptığını bana da yapmandı daha fazlasını değil, ayrıcalık beklemedim hiç bir zaman ama sen üşendin. Eyvallah…

22.05.13

 

Bazen her şeyi arkanda bırakıp gitmek istersin, bu bir kaçış değil terk ediştir, bitiş değil yeni bir başlangıçtır. Ama bunu yapmaya çok az insanın cesareti vardır.

29.04.13

 
benim sana verebileceğim çok bir şey yok aslında.
çay var içersen,
ben var seversen,
yol var gidersen
aşık veysel (via latinaksani)
 

 evet
dün akşam evinin önünden geçtim
içim hem kimsesizdi hem kalabalık
bu demektir ki sevgisiz düşünemiyorum sevdayı
bana söz ver yarın akşam
göze al her şeyi yeni baştan konuşmayı.

Edip Cansever
İçindeki Sessiz Parlaklık

 

Geldi mi dersin?

Havalar öyle ısındı ki, artık geç de kararıyor. Sabahları kuş cıvıltıları, akşamları çekirge sesleri.. Altına şortunu geçiren ergenler dışarı atmış kendilerini.

Bunlar hep yazın habercisi ama benim için hala gelmedi.

İçim hala serin, hala kapkaranlık.

Puslu, kasvetli içim…

O çok beklediğim yaz bana gelmedi.

Karpuzların, yeşil eriklerin, çocukken üstüne atladığımız fıskiyelerin, dondurmaların, yemyeşil çimlerin hiç bir anlamı yok şuan benim için, bütün kış hepsini çok özledim, çok istedim ama kendimi hiç özgür hissetmiyorum, bu güzel şeylerin tadını çıkaracak koşulları elimde bulundurmuyorum, çok üzgünüm. Ama çok az kaldı, her ne kadar zor olsa da sabretmek zorundayım, bu işkence elbet bitecek ve seneye bu zamanlar çimlerin üstünde oturuyor, fıskiyelerin altında ıslanıyor, peynir karpuz eşliğinde balkonda sevdiklerimle sabahlıyor, bisikletle yokuş aşağı yardırıyor olucam…

Yani öyle umarım…

05.05.13

 

Huzur aradım pencerelerde.

Ev sıcaklığına baktım, yabancı olanın gizemine battım.

Seni düşündüm yine, yine, yine..

Bir tuhaftım.

Saçım okşandığında mayıştığım gibi oldum..

Kendimde değilim.

Sanki suyun üstünde yürüyorum.

Rüyada görüyorum.

Merak etmeden duramıyorum.

Şuan acaba ne yapıyorsun?

Neredesin be cancağzım?

30.03.13

 

Bu şarkıyı pikaptan dinlemek zevkine de nail oldum ya, mutluyum.

 

Son yazdıklarını kelimesi kelimesine ezberledim haberin var mı?

Yoksun.

Yazmadıkça yoksun.

Ama kahrolsun ben okuyorum işte..

Okudukça hep var olacaksın.

Eskilerinle yetiniyorum.

Okuyorum okuyorum..

Hep aynı şeyleri okuyorum.

Belki de artık yetinemiyorum.

Yaz artık yaz!

Sen yaz da yaz gelsin.

Kıştan öyle çok bıktım ki…

Bunları neden yazıyorum

Okumayacaksın ne de olsa..

Okuma ama n’olur yaz.

Çok özledim, seni okumayı o kadar çok özledim ki..

Ben sana değil, yazdıklarına mı aşık olmuşum?

Bunu sorma, utanıyorum.

Ama n’olur yaz.

Eskiden bana yazardın.

Şimdi başkasına yaz, söz üzülmeyeceğim.

Kıskanmayacağım da..

Ya da söz vermesem daha iyi olacak

ama sen yine de yaz…

21.03.13

 

Tek odalı bir ev. Odanın ortasında bir yatak, yerlerde rengarenk minderler..

Göze çarpan evin en ihtişamlı parçası duvar boyunca içi kitaplarla dolu bir kitaplık..

Halı yok, televizyon yok, abartı yok, gereksiz tek bir eşya yok.

Sade, aydınlık, huzurlu kutu gibi bir ev..

Bir çalışma masası, üstünde bir daktilo.

Ortada bir sehpa, üstünde bir gramafon, yüzlerce taş plak..

Duvarlarda Türkan Şoray portresi, Yeşilçam afişleri, Vosvos resimleri..

Pencerenin önünde bir tekli koltuk, yanındaki sehpanın üstünde bir abajur ve saksıda rengarenk çiçekler, lokum eşliğinde sımsıcacık bir Türk Kahvesi: Kitap okuma köşesi..

Pencereden dışarı bakınca göze çarpan içinde çocukların misket oynadığı cıvıl cıvıl bir mahalle. Karşıda süper market değil, bakkal.

 16.03.2013

 
theme by iemai